Avukat Alperen EREN olarak, Kayseri Avukat ve Kayseri Hukuk Bürosu çerçevesinde İdare Hukuku alanında faaliyet göstermekte ve avukatlık hizmeti ile hukuki danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Sosyal Devlet Anlayışı ve Kusursuz Sorumluluk

Sosyal devlet anlayışının bir sonucu olarak İdare, zamanla daha fazla kamu hizmeti üstlenmektedir. Bu genişleyen görev alanı, İdarenin kişi ya da kişilere zarar verme olasılığını da artırmaktadır. İdarenin davranışı ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı varsa, kusur şartı aranmaksızın İdarenin sorumluluğu gündeme gelir. Bu sorumluluk türüne kusursuz sorumluluk adı verilir.

Kusursuz Sorumluluğun Dayandığı Temel İlkeler

Kusursuz sorumluluk, iki temel ilkeye dayanır:

  • Tehlike İlkesi (Risk Sorumluluğu)
  • Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

1. Tehlike İlkesi (Risk Sorumluluğu)

Tehlike ilkesi, İdarenin tehlike taşıyan bir faaliyet yürütmesi veya tehlikeli bir araç kullanması sonucu meydana gelen zararlardan kusursuz olarak sorumlu tutulmasını ifade eder. Bu anlayış, “her nimetin bir külfeti vardır” mantığına dayanır.

İdare Hukuku’ndaki Tehlike İlkesi, özel hukukta olduğu gibi kusur aranmaksızın sorumluluğu öngörür. İdarenin yürütmekte olduğu tehlikeli faaliyetler veya araç-gereçler sebebiyle ortaya çıkan zararlardan dolayı İdare sorumlu tutulur.

Tehlike İlkesinin Uygulama Alanları

  • Tehlikeli Faaliyetler ile Araç ve Gereçler
    İdarenin hizmet üretimi sırasında kullandığı bazı araçlar veya yürüttüğü faaliyetler, yapıları gereği risk taşır. Bu risklerin yol açtığı zararlardan dolayı İdare, kusurlu olmasa dahi tazmin sorumluluğu altındadır.
  • Mesleki Risk
    Kamu hizmeti görenlerin görevleri sırasında uğradığı zararlarda da İdare, kusursuz olsa dahi sorumlu olur. Bu, özellikle kamu personelinin iş kazalarına maruz kalması hâlinde gündeme gelir.
  • Sosyal Risk İlkesi
    Toplum düzenini bozmaya yönelik terör veya benzeri eylemler sonucu, üçüncü kişilerin uğradığı zararlar için de İdarenin kusursuz sorumluluğu gündeme gelir. Bu ilke, özellikle Danıştay kararlarında önemli bir yer tutmaktadır.

2. Fedakârlığın Denkleştirilmesi İlkesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)

Bu ilkeye göre, kamu yararı amacıyla başlatılan bir faaliyet neticesinde belirli kişilere zarar verilirse, İdarenin kusuru aranmaksızın zararın tazmin edilmesi gerekir.

Toplumun tamamına yönelik hizmetlerden bazı bireylerin olumsuz etkilenmesi hâlinde, zararın bu kişilerle sınırlı kalması, külfetlerin eşit paylaşımı ilkesine aykırıdır. Bu nedenle zarar görenlerin uğradığı kayıplar İdare tarafından karşılanmalıdır.

Bu ilke de, yargı kararları ile oldukça geniş bir uygulama alanı bulmuştur.


Hükmün Tashihi: HMK m. 304 Kapsamında Maddi Hataların Düzeltilmesi

Hükmün Tashihi Nedir?

Mahkeme kararında yazı veya hesap hataları gibi açık ve maddi nitelikteki hataların düzeltilmesi, HMK madde 304 kapsamında mümkündür. Bu tür hatalar mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.

Tashih Süreci Nasıl İşler?

Eğer hüküm taraflara tebliğ edilmişse, tashih için tarafların dinlenmesi gerekmektedir. Mahkeme bu durumda davetiye gönderir. Taraflar duruşmaya katılmazsa, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilir (HMK m. 304/1. cümle 2-3).

Tashih Hangi Hataları Kapsar?

Tashih kapsamına giren hatalara örnekler:

  • İsim hataları (örneğin “Kerem” yerine “Kerim” yazılması),
  • Rakam hataları (örneğin 100.000 TL yerine 1.000 TL yazılması),
  • Parsel numarası gibi açık maddi hatalar.

Bu tür maddi hatalar, dosya içeriğinden kolayca anlaşılabilir niteliktedir.

Tashih Talebi Ne Zamana Kadar Yapılabilir?

Tashih istemi, hükmün icrasına kadar yapılabilir. Mahkeme, hatalı bölümü düzelttiğinde bu durum ara karar olarak hükme eklenir veya ayrı bir belge olarak imzalanır ve mühürlenir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  • Hükmün tashihi bir kanun yolu değildir.
  • Tashih yoluyla mahkeme, hükmü değiştiremez; sadece açık maddi hataları düzeltir.

Tavzih (HMK m. 305) ile İlişkisi

Hükmün tavzihi ile ilgili hükümler, tashih müessesesi için de kıyasen uygulanabilir. Ancak, tavzih kararı hükmün anlamını açıklığa kavuşturmak için verilirken, tashih açık maddi hataları düzeltmeye yöneliktir.


Sonuç olarak, İdarenin kusursuz sorumluluğu ilkeleri, bireylerin devlete karşı zararlarını tazmin edebilmeleri açısından son derece önemlidir. Diğer yandan, yargılama sürecinde oluşabilecek maddi hata ve yazım yanlışlarının HMK m. 304 kapsamında tashihi, adil yargılamanın bir tamamlayıcısıdır.

Yorum bırakın

Ben Avukat Alperen Eren.

Avukatlık stajımı, farklı dava türlerine yakından temas etme imkânı bulduğum Af Hukuk Bürosu’nda tamamladım. Bu süreçte hem teorik bilgimi pratikle pekiştirme hem de mesleki etik ve sorumluluğu yerinde öğrenme fırsatı edindim.

Mesleğe adım attığım ilk günden itibaren, hukukun yalnızca bir meslek değil, topluma hizmet etmenin en etkili yollarından biri olduğuna inandım. Müvekkillerime sadece hukuki destek değil, aynı zamanda güven veren bir yol arkadaşlığı sunmayı amaçlıyorum.

İletişim Bilgileri

Son Makaleler