Balanced justice scale with legal books and documents before a domed government building

İdarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği bir işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, bu işlemin yargı yoluyla denetlenmesi ve şartların bulunması halinde iptal edilmesi mümkündür. Kayseri idare hukuku avukatı Avukat Alperen Eren, idari işlem iptali, iptal davası açma süresi, görevli-yetkili mahkeme ve yürütmenin durdurulması gibi konularda sürecin hukuki açıdan değerlendirilmesi ve hak kayıplarının önlenmesine yönelik avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

İdarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği işlemler, kişilerin hak ve menfaatleri üzerinde önemli sonuçlar doğurabilir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen bir idari işlemle karşılaşılması halinde, işlemin yargı yoluyla denetlenmesi ve gerekli şartların bulunması durumunda iptal edilmesi mümkündür.

Özellikle idari işlem iptali, iptal davası açma süresi, görevli ve yetkili mahkeme ile yürütmenin durdurulması konuları, hak kaybı yaşanmaması bakımından büyük önem taşır.

Avukat Alperen Eren, idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi, dava açma süresinin belirlenmesi, görevli ve yetkili mahkemenin tespiti ve gerekli hukuki başvuruların hazırlanması konularında hukuki destek sunmaktadır. İdari yargıda sürelerin hak düşürücü nitelikte olması nedeniyle somut olayın özelliklerinin ve idari işlemin tebliğ tarihinin dikkatle değerlendirilmesi önemlidir.

İPTAL DAVASI NEDİR?

İptal davası, idare tarafından tesis edilen ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemlerin, idari yargı mercileri tarafından denetlenerek hukuka aykırılığının tespit edilmesi ve iptal edilmesi amacıyla açılan dava türüdür.

İptal davasının temel amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasıdır. İdari işlem; yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarından biri bakımından hukuka aykırı ise, menfaati ihlal edilen kişiler tarafından iptal davasına konu edilebilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 2. maddesi uyarınca idari yargıda üç temel dava türü bulunmaktadır:

  • İptal davaları,
  • Tam yargı davaları,
  • İdari sözleşmelerden kaynaklanan davalar.

İptal davası, yalnızca idari yargıya özgü bir dava türüdür. Davanın kabul edilmesi halinde hukuka aykırı bulunan idari işlem, kural olarak tesis edildiği tarihten itibaren hukuk aleminden kaldırılmış olur.

İPTAL DAVASININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

İptal davasının konusunu idari işlemler oluşturur. İdari işlemler, idarenin kamu gücüne dayanarak tek taraflı irade açıklamasıyla tesis ettiği hukuki işlemlerdir.

İdari işlemler genel olarak düzenleyici işlemler ve bireysel işlemler şeklinde ele alınabilir.

Düzenleyici İşlemler

Düzenleyici işlemler; genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar içeren, mevcut kuralları değiştiren veya ortadan kaldıran idari işlemlerdir.

Bireysel İşlemler

Bireysel işlemler ise belirli bir kişi veya nesnenin hukuki durumunu doğrudan etkileyen işlemlerdir. Bir kişinin belirli bir hukuki statüye geçirilmesi, mevcut statüsünün değiştirilmesi veya sona erdirilmesi bireysel işlemlere örnek olarak gösterilebilir.

Hem düzenleyici hem de bireysel işlemler, gerekli şartları taşımaları halinde iptal davasına konu olabilir.

İPTAL DAVASINA KONU OLABİLECEK İDARİ İŞLEMİN ÖZELLİKLERİ

Bir idari işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için öncelikle kesin ve yürütülebilir nitelikte olması gerekir.

Kesin idari işlem, işlemin tamamlanması için gerekli idari süreçlerin sona erdiği ve karar alma aşamasının tamamlandığı işlemdir.

İcrai idari işlem ise başka bir idari işleme ihtiyaç duyulmaksızın kişinin hukuki durumunda doğrudan değişiklik meydana getiren işlemdir.

Bu nedenle yalnızca hazırlık niteliğinde bulunan işlemler, müfettiş raporları veya disiplin soruşturmasına ilişkin ön raporlar kural olarak tek başlarına iptal davasına konu edilemez.

İPTAL DAVASINDA RESEN ARAŞTIRMA İLKESİ

İptal davalarında resen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu ilkeye göre uyuşmazlığın çözümünde yargılamanın yönetimi yalnızca tarafların sunduğu bilgi ve belgelerle sınırlı değildir.

Mahkeme, uyuşmazlığın aydınlatılması amacıyla gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri kendiliğinden araştırabilir ve ilgili kurumlardan isteyebilir.

İptal davasında doğrudan idari makamın şahsı yargılanmaz. Esas olarak tesis edilen idari işlemin hukuk kurallarına uygun olup olmadığı incelenir. Bu yönüyle iptal davaları objektif dava niteliğindedir.

İPTAL DAVASINDA DAVALI İDARE KİMDİR?

İptal davasında davalı taraf, dava konusu kesin ve yürütülebilir idari işlemi tesis eden idari makam veya mercidir.

Örneğin bir kişi atama talebini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sunmuş olsa dahi atama işlemini kesin olarak tesis etme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığına aitse, dava konusu işlemin niteliğine göre davalı idarenin belirlenmesinde işlemi tesis eden yetkili makam esas alınır.

Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanırken husumetin doğru idareye yöneltilmesi önemlidir.

İDARİ İŞLEMİN UNSURLARI VE İPTAL DAVASI AÇMA NEDENLERİ

İYUK’un 2. maddesinde idari işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde esas alınan unsurlar; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olarak düzenlenmiştir.

İdari işlemin bu unsurlarından yalnızca birinin hukuka aykırı olması dahi işlemin iptal edilmesini gerektirebilir. Dolayısıyla işlemin bütün unsurlarının aynı anda hukuka aykırı olması şart değildir.

1. Yetki Unsuru

Yetki, idari işlemin hangi idari makam tarafından tesis edilebileceğini ifade eder.

İdare hukukunda idarenin yetkisi kanunlarla belirlenmiş ve sınırlandırılmıştır. İdari makamlar, hukuki dayanağı bulunmaksızın herhangi bir konuda işlem tesis edemez.

Yetkisiz bir makam tarafından gerçekleştirilen işlem, daha sonra yetkili makam tarafından benimsenmiş olsa dahi bu durum tek başına işlemin ilk andaki hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz.

Yetki yönünden sakatlık;

  • Kişi yönünden,
  • Konu yönünden,
  • Yer yönünden,
  • Zaman yönünden

ortaya çıkabilir.

Yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, yetki hususu yargılamanın farklı aşamalarında dikkate alınabilir.

2. Şekil Unsuru

Şekil unsuru, idari işlemin hangi usul ve biçim içerisinde tesis edildiğini ifade eder.

Özel hukukta bulunan şekil serbestisinden farklı olarak idare hukukunda idari işlemlerin belirli usul ve şekil kurallarına uygun biçimde gerçekleştirilmesi gerekir.

İşlemin tesis edilmesinde uyulması zorunlu olan esaslı şekil kurallarına aykırılık bulunması halinde işlem şekil unsuru yönünden hukuka aykırı hale gelebilir.

Örneğin, mevzuat uyarınca savunması alınması gereken bir kamu görevlisine savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilmesi, somut olayın özelliklerine göre şekil veya usul yönünden hukuka aykırılık oluşturabilir.

3. Sebep Unsuru

Sebep unsuru, idarenin belirli bir işlemi tesis etmesine neden olan ve işlemden önce mevcut bulunan hukuki veya maddi olguyu ifade eder.

İdarenin tesis ettiği işlem gerçek ve hukuken geçerli bir sebebe dayanmalıdır. İşlemin dayandığı maddi olayın gerçeğe aykırı olması veya hukuki sebebin bulunmaması halinde işlem sebep yönünden hukuka aykırı hale gelebilir.

Örneğin bir işletmeye ruhsat verilmemesine ilişkin işlemde gösterilen gerekçenin gerçeğe veya mevzuata aykırı olması, sebep unsuru bakımından iptal davasının gündeme gelmesine neden olabilir.

4. Konu Unsuru

İdari işlemin konu unsuru, işlemin hukuk düzeninde meydana getirdiği sonucu ifade eder.

İşlemin konusu hukuken mümkün ve meşru olmalı; sebep unsuru ile arasında hukuki bir bağlantı bulunmalıdır.

İdari işlemin konusu mevzuata aykırı veya hukuken imkansız bir sonuç doğuruyorsa işlem konu yönünden hukuka aykırı hale gelebilir.

Ayrıca idari işlemlerin geçmişe yönelik sonuç doğuracak biçimde tesis edilmesi de somut olayın özelliklerine göre konu unsuru bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.

5. Amaç (Maksat) Unsuru

İdari işlemlerin genel amacı kamu yararının gerçekleştirilmesidir. Bunun yanında kanunlarda belirli işlemler için özel amaçlar da öngörülebilir.

İdari işlem kamu yararı dışında bir amaçla veya kanunda öngörülen özel amaçtan farklı bir amaçla tesis edilmişse, işlem maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olabilir.

Amaç unsurundaki bu hukuka aykırılık uygulamada yetki saptırması olarak da ifade edilmektedir.

İPTAL DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?

İptal davasında sürelerin doğru hesaplanması son derece önemlidir. Çünkü dava açma süreleri kural olarak hak düşürücü niteliktedir.

Genel dava açma süresi;

  • Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün,
  • Vergi mahkemelerinde 30 gün

olarak uygulanır.

Bununla birlikte bazı özel kanunlarda genel sürelerden farklı özel dava açma süreleri öngörülebilir. Bu nedenle dava konusu idari işlemin tabi olduğu özel mevzuatın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Önemli: İdari yargıda dava açma süreleri hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması halinde işlem hukuka aykırı olsa dahi dava incelenmeden reddedilebilir. Bu nedenle sürelerin somut olay üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

İptal Davasında Süre Ne Zaman Başlar?

İYUK’un 7. maddesi uyarınca dava açma süresinin başlangıcı, uyuşmazlığın türüne ve işlemin ilgilisine nasıl bildirildiğine göre değişebilir.

Genel olarak idari uyuşmazlıklarda süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise sürenin başlangıcı, uyuşmazlığın niteliğine göre tahakkuk, tebliğ, tahsilat, ödeme veya tescil gibi farklı işlemlere bağlanabilir.

Bu nedenle yalnızca işlemin tarihi değil, işlemin ne zaman ve nasıl tebliğ edildiği de dikkatle incelenmelidir.

İYUK 11. Madde Kapsamında Üst Makama Başvuru

İlgililer, idari dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesi amacıyla üst makama; üst makam bulunmaması halinde ise işlemi tesis eden makama başvurabilir.

Bu başvurunun dava açma süresi içerisinde yapılması halinde, işlemeye başlamış olan dava açma süresi durur.

İdare tarafından 30 gün içerisinde cevap verilmemesi halinde talep reddedilmiş sayılır. Buna zımni ret denir.

Talebin açıkça veya zımnen reddedilmesi halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvuru tarihinden önce geçen süre de hesaplamada dikkate alınır.

İYUK 10. Madde Kapsamında İdareye Başvuru

Henüz hakkında iptal davası açılabilecek bir idari işlem bulunmayan veya mevcut işlemin ilgilisi tarafından bilinmediği durumlarda kişi, idareye başvurarak bir işlem veya eylemin yapılmasını talep edebilir.

İdarenin başvuruya 30 gün içerisinde cevap vermemesi halinde talep reddedilmiş sayılır.

İdarenin kesin olmayan bir cevap vermesi halinde ilgilinin kesin cevabı beklemesi de mümkündür. Ancak kanunda öngörülen süre sınırlarının dikkate alınması gerekir.

Bu nedenle İYUK’un 10. ve 11. maddeleri kapsamında yapılacak başvurularda süre hesabının somut olay üzerinden yapılması önemlidir.

İPTAL DAVASINDA ÖN İNCELEME

İdari yargı merciine iptal davası açıldığında mahkeme öncelikle davanın usule ilişkin şartlarını inceler. Bu aşama ilk inceleme olarak adlandırılır.

İYUK’un 14. maddesi kapsamında dilekçeler başlıca şu yönlerden incelenir:

  • Görev ve yetki,
  • İdari merci tecavüzü,
  • Ehliyet,
  • Kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunup bulunmadığı,
  • Süre aşımı,
  • Husumet,
  • Dilekçenin İYUK’un 3. ve 5. maddelerine uygunluğu.

İlk incelemede davanın görülmesine engel bir durum bulunmadığının anlaşılması halinde uyuşmazlığın esasına geçilerek idari işlemin hukuka uygunluğu değerlendirilir.

İPTAL DAVASI DİLEKÇESİNDE NELER BULUNMALIDIR?

İptal davası, usulüne uygun olarak hazırlanmış bir dava dilekçesi ile açılır.

İYUK’un 3. maddesi kapsamında dava dilekçesinde genel olarak;

  • Davacı ve varsa vekilinin kimlik ve adres bilgileri,
  • Davalı idarenin bilgileri,
  • Dava konusu,
  • Dava konusu işlemin neden hukuka aykırı olduğu,
  • İddiaların dayandığı deliller,
  • İşlemin tebliğ tarihi,
  • Vergi davalarında dava konusu miktar ve ilgili diğer bilgiler,
  • Talep edilen tazminat miktarı, varsa tazminat isteminin dayanağı

gösterilmelidir.

Ayrıca dava konusu idari işlemin aslı veya örneğinin dilekçeye eklenmesi gerekir.

Dilekçenin görevli ve yetkili mahkemeye sunulması ve usul şartlarının eksiksiz şekilde yerine getirilmesi, davanın sağlıklı biçimde ilerlemesi açısından önemlidir.

İPTAL DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?

İptal davasında görevli mahkemenin ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi gerekir.

Görevli Mahkeme

İptal davasının konusu ve idari işlemin niteliğine göre görevli yargı mercii değişebilir.

Başlıca görevli merciler şunlardır:

  • İdare mahkemeleri: Genel görevli ilk derece idari yargı mercileridir.
  • Vergi mahkemeleri: Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görev yapar.
  • Bölge idare mahkemeleri: İstinaf mercii olarak görev yapar.
  • Danıştay: Kanunda öngörülen bazı uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemesi, diğer durumlarda ise temyiz mercii olarak görev yapar.

2576 sayılı Kanun uyarınca vergi mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar ile Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar dışında kalan idari uyuşmazlıklar genel olarak idare mahkemelerinin görev alanındadır.

Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar ise 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir.

Yetkili Mahkeme

Yetki, davanın hangi yerde bulunan mahkeme tarafından görülmesi gerektiğini ifade eder.

İYUK’un 32. maddesi ve devamındaki hükümler uyarınca, özel bir yetki kuralı bulunmadığı hallerde dava konusu idari işlemi veya idari sözleşmeyi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir.

Bununla birlikte kamu görevlileri, taşınmazlar, taşınır mallar, vergi uyuşmazlıkları ve bazı özel idari işlemler bakımından kanunda ayrıca özel yetki kuralları bulunmaktadır. Örneğin:

  • Kamu görevlilerinin atanması ve nakline ilişkin davalarda yeni veya eski görev yeri idare mahkemesi,
  • Göreve son verme, emekliye ayırma veya görevden uzaklaştırmaya ilişkin davalarda son görev yeri idare mahkemesi,
  • Bazı disiplin ve özlük işlemlerinde ilgilinin görev yaptığı yer idare mahkemesi,
  • İmar, kamulaştırma, yıkım, ruhsat ve iskan gibi taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi,
  • Taşınır mallara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınırın bulunduğu yer idare mahkemesi,
  • Vergi uyuşmazlıklarında ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesi

yetkili olabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce uyuşmazlığın niteliğine göre özel yetki kuralı bulunup bulunmadığının mutlaka değerlendirilmesi gerekir.

İPTAL DAVASI AÇMA EHLİYETİ VE MENFAAT İHLALİ

İdari yargıda iptal davası açabilmek için yalnızca genel anlamda dava ehliyetine sahip olmak yeterli değildir. Davacının dava konusu idari işlemle arasında hukuken korunabilir bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir.

İptal davası bakımından bu durum sübjektif ehliyet olarak ifade edilir.

Menfaat ihlali, hak ihlali kavramına göre daha geniş bir kapsam taşır. Davacının idari işlemle arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir.

Meşru Menfaat

Davacı ile idari işlem arasında hukuk düzeni tarafından kabul edilebilir ve korunmaya değer bir ilginin bulunmasıdır.

Kişisel Menfaat

Dava konusu idari işlemin davacının hukuki durumunu doğrudan veya dolaylı şekilde etkilemesidir.

Güncel Menfaat

İdari işlemin kişi üzerindeki hukuki etkisinin mevcut olması veya ortaya çıkmak üzere bulunmasıdır.

Salt gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bir menfaat, her durumda iptal davası açılması için yeterli olmayabilir.

Toplumu İlgilendiren Konularda İptal Davası

Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren uyuşmazlıklarda menfaat ilişkisinin daha geniş yorumlanabildiği görülmektedir.

Bu tür uyuşmazlıklarda somut olayın niteliğine göre meslek kuruluşları, odalar, barolar ve dernekler gibi tüzel kişilerin de dava açma ehliyeti bulunabilir.

Örneğin bir bölgede çevre üzerinde önemli etkiler meydana getirebilecek bir idari kararın alınması halinde, ilgili kişilerin yanı sıra şartları taşıyan çevre kuruluşlarının da iptal davası açma ehliyeti gündeme gelebilir.

Kollektif İşlemlere Karşı İptal Davası

Birden fazla kişinin ortak iradesiyle gerçekleştirilen idari işlemlere kollektif işlemler denilmektedir. Belediye meclislerinin kararları bu işlemlere örnek olarak gösterilebilir.

Kollektif işlemin oluşumuna katılan kişinin söz konusu işleme karşı iptal davası açabilmesi bakımından, karara karşı muhalif kalıp kalmadığı önem taşıyabilir. Karara katılan kişinin muhalefetinin tutanağa geçirilmesi, dava açma ehliyeti bakımından önem arz edebilir.

İPTAL KARARININ UYGULANMASI

Mahkeme tarafından idari işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iptal kararı verilmesi halinde, dava konusu işlem kural olarak tesis edildiği tarihten itibaren hukuk düzeninden çıkarılır.

İptal kararının gereğini yerine getirmek davalı idarenin yükümlülüğündedir.

İYUK’un 28. maddesi uyarınca idare, yargı kararının kendisine tebliğinden itibaren gecikmeksizin ve en geç 30 gün içerisinde kararın gereklerine uygun işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır.

İdarenin yargı kararını uygulamaması veya gereğini zamanında yerine getirmemesi, koşulları oluştuğu takdirde idarenin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir.

İptal kararının uygulanmaması nedeniyle ortaya çıkan zararların niteliğine göre maddi ve manevi tazminat talepleri de gündeme gelebilir.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI NEDİR?

İptal davası açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

Bu nedenle idari işlemin uygulanmaya devam etmesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ihtimali varsa, dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

İYUK’un 27. maddesi kapsamında yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için genel olarak iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması,
  • Dava konusu idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.

Bu iki şartın birlikte bulunması halinde mahkeme tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Yürütmenin durdurulması istemleri öncelikli olarak incelenir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre idarenin savunmasını aldıktan sonra karar verebileceği gibi kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde savunma alınmadan da karar verebilir.

Özellikle uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde yürütmenin durdurulması talebinin zamanında ileri sürülmesi önem taşıyabilir.

Yürütmenin Durdurulması Kararına İtiraz

Yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararlara karşı İYUK’un 27. maddesinde belirtilen usul ve süreler kapsamında itiraz edilebilir.

Genel olarak itiraz süresi, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 gündür ve itiraz hakkı bir defaya mahsus olarak kullanılabilir.

İtiraz üzerine ilgili merciin dosya kendisine ulaştıktan sonra kanunda öngörülen süre içerisinde karar vermesi gerekir.

İYUK’ta belirtilen koşullar dışında aynı nedenlere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması talebinde bulunulamaz.

İDARİ İŞLEMİN İPTALİ KARARININ SONUÇLARI

İptal kararının en önemli sonucu, hukuka aykırı bulunan idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılmasıdır.

İptal kararları kural olarak geriye yürür. Başka bir ifadeyle dava konusu işlem, hukuka aykırılığın tespit edilmesiyle birlikte tesis edildiği tarihten itibaren doğurduğu hukuki sonuçlarla birlikte ortadan kaldırılır.

İdare, iptal kararını uygulamak zorundadır. İdarenin kararın uygulanıp uygulanmaması konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Düzenleyici nitelikteki işlemlerin iptali halinde ise kararın niteliğine bağlı olarak iptal kararından yalnızca davacı değil, düzenleyici işlemden etkilenen diğer ilgililer de yararlanabilir.

Düzenleyici İşlemlerin İptali Davası

Düzenleyici işlemler; genel, soyut, objektif ve sürekli nitelikte kurallar koyan idari işlemlerdir. Yönetmelikler ve genelgeler, somut olayın niteliğine göre düzenleyici işlem niteliğinde olabilir.

Düzenleyici işlemin tamamının iptali istenebileceği gibi yalnızca belirli hükümlerinin iptali de talep edilebilir.

Ayrıca düzenleyici işlemin uygulanması üzerine tesis edilen bireysel işlemin iptali ile birlikte dayanak düzenleyici işlemin de iptali talep edilebilir.

Yönetmelik İptali Davası

Yönetmelikler, idare tarafından kanunların ve ilgili düzenlemelerin uygulanmasını sağlamak amacıyla çıkarılan genel ve soyut nitelikteki düzenleyici işlemlerdir. Yönetmelikler de diğer idari işlemler gibi yargısal denetime tabidir.

Bakanlıklar tarafından çıkarılan yönetmelikler ile kamu kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerin yargısal denetimi, kanunda öngörülen şartlar kapsamında ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın görev alanına girebilir.

Buna karşılık belli bir yörede uygulanacak düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde görevli idari yargı merciinin belirlenmesi bakımından ilgili düzenlemenin niteliği ve uygulanma alanı dikkate alınmalıdır.

Genelgenin İptali Davası

Genelgeler, kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasına ilişkin olarak idari birimlere veya ilgililere yol göstermek, açıklama yapmak veya belirli konularda uygulama birliği sağlamak amacıyla hazırlanabilir.

Genelge, içeriği itibarıyla hukuki sonuç doğuran ve düzenleyici nitelik taşıyan bir işlem niteliğindeyse idari yargı denetimine tabi olabilir.

Ülke çapında uygulanan düzenleyici işlemler bakımından görevli yargı merciinin belirlenmesinde işlemi tesis eden idarenin niteliği ve düzenlemenin kapsamı dikkate alınır.

İDARE HUKUKUNDA İPTAL DAVASINA ÖRNEKLER

İdari işlemin hangi unsur bakımından hukuka aykırı olduğunun anlaşılması açısından bazı örnekler şu şekilde sıralanabilir:

  • Bir belediyenin başka bir belediyenin yetki alanındaki yerde işlem tesis etmesi yetki yönünden sakatlık oluşturabilir.
  • Yetkili makam yerine başka bir idari makamın işlem tesis etmesi yetki unsuru bakımından iptal sebebi olabilir.
  • Atama yetkisi bir bakanlığa ait olan kamu görevlisinin görevine başka bir makam tarafından son verilmesi yetki yönünden hukuka aykırılık oluşturabilir.
  • Savunma hakkı tanınmadan kamu görevlisine disiplin cezası verilmesi, somut olayın özelliklerine göre şekil veya usul yönünden hukuka aykırılık oluşturabilir.
  • İdari işlemin gerçek olmayan veya hukuken geçerli bulunmayan bir nedene dayandırılması sebep unsuru bakımından iptal sebebi olabilir.
  • Kanuni dayanağı bulunmayan bir yükümlülüğün idari işlemle kişilere getirilmesi konu unsuru bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
  • Kamu yararı dışında bir amaçla tesis edilen idari işlem maksat unsuru bakımından sakat olabilir.
  • Silah ruhsatının verilmemesine ilişkin işlemler,
  • İnşaat ruhsatının verilmemesine ilişkin işlemler,
  • İşletme veya kullanım izninin verilmemesine ilişkin işlemler,
  • Genelgeye karşı açılan iptal davaları,
  • Yönetmeliğin iptaline ilişkin davalar,
  • Cumhurbaşkanı tarafından tesis edilen ve yargı denetimine tabi işlemlere karşı açılan davalar

somut olayın şartlarına göre idari yargıda iptal davasının konusunu oluşturabilir.

İPTAL DAVASI AÇARKEN AVUKAT DESTEĞİ GEREKLİ MİDİR?

İdari yargıda dava açılması, yalnızca bir dilekçenin mahkemeye sunulmasından ibaret değildir. Dava açma süresinin doğru hesaplanması, işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olup olmadığının belirlenmesi, görevli ve yetkili mahkemenin tespiti, menfaat ilişkisinin ortaya konulması ve idari işlemin hangi unsurlar yönünden hukuka aykırı olduğunun somutlaştırılması dava sürecinin önemli aşamalarındandır.

Avukat Alperen Eren, idari işlemlere karşı açılacak iptal davalarında somut olayın hukuki yönden değerlendirilmesi, dava açma süresinin ve görevli-yetkili mahkemenin belirlenmesi, dava dilekçesinin hazırlanması, gerekli olması halinde yürütmenin durdurulması talebinin oluşturulması ve yargılama sürecinin takibi konularında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her idari işlemin kendine özgü hukuki sonuçları bulunabileceğinden, dava açılmadan önce işlemin ve ilgili mevzuatın somut olay özelinde değerlendirilmesi önemlidir.

SONUÇ

İdarenin tesis ettiği bir işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, bu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Gerekli şartların bulunması halinde menfaati ihlal edilen kişi tarafından idari yargıda iptal davası açılabilir.

İptal davalarında dava açma süresinin geçirilmemesi, doğru mahkemeye başvurulması, davalı idarenin doğru belirlenmesi ve idari işlemin hukuka aykırılık nedenlerinin açık biçimde ortaya konulması büyük önem taşır.

Özellikle bazı uyuşmazlıklarda özel dava açma sürelerinin uygulanabilmesi ve yürütmenin durdurulması talebinin ayrıca değerlendirilmesi nedeniyle, idari işlemin öğrenildiği veya tebliğ edildiği andan itibaren hukuki durumun gecikmeksizin değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Not: Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut olay bakımından hukuki değerlendirme yerine geçmez. İdari yargıda uygulanacak hükümler, süreler ve usul kuralları somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden, uyuşmazlık veya dava süreci söz konusu olduğunda hukuki durumun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.

Ben Avukat Alperen Eren.

Avukatlık stajımı, farklı dava türlerine yakından temas etme imkânı bulduğum Af Hukuk Bürosu’nda tamamladım. Bu süreçte hem teorik bilgimi pratikle pekiştirme hem de mesleki etik ve sorumluluğu yerinde öğrenme fırsatı edindim.

Mesleğe adım attığım ilk günden itibaren, hukukun yalnızca bir meslek değil, topluma hizmet etmenin en etkili yollarından biri olduğuna inandım. Müvekkillerime sadece hukuki destek değil, aynı zamanda güven veren bir yol arkadaşlığı sunmayı amaçlıyorum.

İletişim Bilgileri

Son Makaleler